Kızlık Zarı Dikimi

Dr Gökçen Erdoğan Kızlık Zarı hakkında söylenemeyenleri anlatıyor...

Op. Dr. Gökçen Erdoğan YAZDI

100

0

Bir kadın sağlığı hekimi ve bir cinsel terapist olarak, sosyolojik gözlem ve incelemeleri değerlendirmeyi, bu çalışmalara deneyimlerim ışığında katkıda bulunmayı adeta görev sayıyorum. Biz Türkiye kadınları, cinsel kimliğini edinme ve savunma hakkına hukuk önünde resmi olarak sahipsek de toplumsal baskı bizi bu doğal dürtülerimizle birlikte geriye itiyor. En basit tabiriyle söylemek gerekirse ‘cinselliğini yaşayamayan’ ve bu konuda alabildiğine cezalandırılan kadınlar ülkesiyiz. Namusumuz incecik bir zara bağlı ve çoğu zaman hayatımız da.

Evlenmeden önce sağlamlığı garanti edilen bu zar, yani kızlık zarımız, olur da deforme olur, bir kanamayla ilk günkü halini yitirir yırtılırsa, vay halimize. Üstelik sosyoekonomik ve sosyokültürel farklarımız, düşünüldüğü kadar büyük bir fark oluşturmuyor aramızda. Şehirde kariyer sahibi olan ve görece özgür bir yaşam sürdüren kadınla, köyde ataerkil düzenin buyruğu altında sıkışıp yaşamaya çalışan kadına dair ortak beklenti çoğu zaman bu; bir bekaret kuşağıyla müjdelenen sağlam kızlık zarı.

Kızlık zarı dikimine dair pek çok görüş var. Birbirinden farklı ve neredeyse hepsi ayrı birer değer taşıyan. Ancak sanıyorum genel kanı kızlık zarı dikiminin yanlış olduğu. Feminist düşünce çerçevesinden baktığımızda bir kadının kızlık zarını diktirmek zorunda kalması her şeyden önce kadın haklarına aykırı. Başka bir pencereden bakarsak bir erkeğin yalan beyan ve hatta operasyonla yanıltılması, aldatılması insan haklarına aykırı. Yine başka bir pencereden bakınca, bekaretin önemini yitirmesi için kızlık zarı dikimine kati biçimde karşı durmak bir tür vazife. Ayrı pencereden bakan birileri ise; erkeğin bir kez yırtılmış kızlık zarı sonrasında, kadının cinsel geçmişi hakkında doğru bilgiye sahip olamayacağını savunuyor mesela; kaç kere kiminle ve nerede ne yaşanmış bilmek mümkün değil diye. Hepsi üzerine düşünmek mümkün. Ve bana sorarsanız kızlık zarı dikimini bir kadın olarak içime sindirmem o kadar da kolay değil.

 
 

Peki hayat böyle bir şey mi? Yalnızca görüşlerimiz ve ideallerimiz mi var onun içinde? Maalesef hayır. Gereklilikler var. Karşı koyamadığımız, sonuçlarını düşünmekten kaçamadığımız mecbur kalışlar. Bir kadın, kızlık zarını diktirmek zorunda olduğunu söylüyorsa, ona ideallerinizden bahsedemezsiniz. Ona ‘ne yaşadıysan yaşadın, bu kimseyi ilgilendirmez’ diyemezsiniz bazen. Çünkü siz arkanızı dönüp gittiğinizde onun yaşayıp yaşamayacağını bilemezsiniz. Çünkü burası Türkiye. Çünkü burada 3. sayfa haberleri bu kadınların öksüz öyküleriyle dolu ve henüz bilinmeyen binlercesinin.

Daha önce de bahsettiğim bir tecrübeydi, kızını kızlık zarı dikimi için getiren anne. ‘Kızımı öldürecekler, bulalım bir çaresini’ diye ağlamıştı. Yalvarmıştı bana. Eski aklım olsa, eski vicdanım olsa ve eski tecrübesizliğim olsa ‘olur mu öyle saçmalık!’ derdim. Ama sonra… Sonra çok şey gördüm, çok şey tecrübe ettim. Dövülen, sövülen, yaşamı dar edilen, öldürülen çok kadın gördüm, duydum, dinledim. Ve onlar yalnızca köylerde, kırsal kesimlerde yaşamıyorlardı. Onlar her yerdeydi. Onların hayatı, kızlık zarları ‘bozuk’ diye, sandığımdan da beterdi. Gidecek yerleri, dertlerini anlatacakları anne babaları ve sığınacakları limanları yoktu. Yıllarca aşağılananlar, işkence görerek evliliğine devam edenler de oldu, intihar edenler de, infaz edilenler de. Onlara ideallerden ve olması gerekenlerden bir yere kadar bahsedebilirdi insan. Ama bir yerden sonra ‘can tatlı’ydı.

Burası Türkiye; burada pek çok kadın ‘kız’ olarak kalmak, gelinlikle girdiği baba evinden kefenle çıkmak zorunda. Burada tecavüze uğrasa da suçlu kadın, severek isteyerek cinselliğini yaşasa da. Burada sağlam bir kızlık zarına bakıyor yaşam. Burada erkekler, hayatlarına giren kadınlarla birlikte olmak ama evlenirken el değmemişini bulmakla mükellef, böylesi makbul buralarda.

Buralarda kapınızdan kızlık zarı dikiminin etik olmadığı gerekçesiyle çevirdiğiniz gencecik bir kadına ne olacağı muallak. Buralarda hangi uçurumun dibinde hangi kadın cesedinin olduğu ve olacağı muallak. Buralarda erkeğin zarı yok; kaç kadınla birlikte olduğu zafer sayılmakla birlikte muallak. Buralarda hangi erkeğin kalbinde hangi geleneğin sinsice yattığı muallak. Buralarda kesin olan bir şey varsa kızlık zarının bir kalp kadar kıymetli sayıldığı, yaşamın devamını sağlamlığıyla mümkün kıldığı.

Bazen bazı şeyler çok doğru gelmez ama bazen bazı yanlışlar hayat kurtarabilir. Bazen insan mecbur kalır ve bazen kadın çaresizdir, muhtaçtır.

Hep aynı pencereden bakmak olmaz. Çünkü hayatın teorisi pratiğine her zaman uymaz. Keşke böyle olmasa… Belki bir gün böyle olmaz…

Op. Dr. Gökçen ERDOĞAN’ın bir önceki yazısı: “VAJİNİSMUS GECİKMİŞ CİNSEL DEVRİMİN ESERİ” okumak için tıklayın.

 
 

BENZER YAZILAR

Vajinismus Tedavisi
Evliliği Monotonlaştıran 5 Davranış
Dr. Gökçen Erdoğan Yazılarıyla Gelinolmak’ta !
Doğum Kontrol Hapı Almayı Unutunca Ne Yapmalı?
Jinekoloğa Ne Zaman Gidilmeli?
Düğün Sonrası Erkek Evine Gitme Adeti
Bahar Temizliğinde Yapılacakların Listesi
Evliliğe Ne Kadar Hazırsınız?
Sonsuza Kadar Aşık
Koç Burcu

Koç

Boğa Burcu

Boğa

İkizler Burcu

İkizler

Yengeç Burcu

Yengeç

Aslan Burcu

Aslan

Başak Burcu

Başak

Terazi Burcu

Terazi

Akrep Burcu

Akrep

Yay Burcu

Yay

Oğlak Burcu

Oğlak

Kova Burcu

Kova

Balık Burcu

Balık

ÖNCEKİ YAZI:

SONRAKİ YAZI: